Pazar, 1 Kasım 2026 01.11.2026
11°C
USD 49,65
EUR 55,60
Altın 6.385
Benzin 76,80
Dizel 97,20

Herkes Kızgın, Kimse Mutlu Değil

Herkes Kızgın, Kimse Mutlu Değil

Son yıllarda öfkeli insan sayısı bir hayli arttı.
Sokakta, statta, trafikte bağıran, sabrı taşmış, yüzü asık insanlar…
Herkes öfkeli. Herkes kızgın.
Ülkece çok öfkeliyiz.

Peki neden?
Nedir bu öfke?

Öfke en nihayetinde bir duygudur.
Sevinç gibi, hüzün gibi, mutluluk gibi…
İnsana ait, insanca ve son derece doğal bir haldir.
Hayal kırıklığına uğradığımızda, engellendiğimizde, ihmal edildiğimizi hissettiğimizde, adaletsizliğe uğradığımızda öfkeleniriz.
Öfkenin birçok nedeni vardır.

Nasıl seviniyorsak, nasıl mutlu oluyorsak; öfke duymak da aslında çok normaldir.
Sorun öfke değil.
Sorun, öfkeyle ne yaptığımızdır.

Asıl düşünülmesi gereken şey öfkenin kendisi değil, onu nasıl yansıttığımızdır.
Çünkü öfke yaşamın doğal bir parçasıdır.
Ama mesele öfkeyi yaşamak değil, onu nasıl aktardığımızdır.

Öfkeyi yönetmek kadar bastırmak da bir sorundur.
Çünkü bastırılan her duygu bir gün başka bir yerden patlar.

Öfke insan doğası için şarttır aslında.
İnsana, karşısına çıkan engeli kaldırmak için bir enerji verir.
Yani öfke bize “yık, parçala, yok et” demez.
Sadece bir enerji sunar.

Mesele bu enerjiyi nasıl kullandığımızdır.

Şöyle düşünün:
Size bu akşam harcamanız için bir milyon dolar veriyorum desem…
Bu parayla dünyada çığır açacak bir buluş da yapabilirsiniz,
on dakikada kumarda da kaybedebilirsiniz.

Öfke de tam olarak bu para gibidir.
Ne yapacağınız tamamen sizin kontrolünüzdedir.

Bu yüzden öfke hissettiğimizde kendimize şunu sormalıyız:
“Bu öfke bana ne söylüyor?”
“Bu duygu aslında neyin işareti?”

Şu an yaşadığım şey gerçekten bir öfke mi,
yoksa korku mu,
kıskançlık mı,
değersizlik hissi mi?

O duyguyu fark etmek çok önemlidir.

Ama bütün bunları öfkeliyken yapamayız.

Öfkeliyken ister birden yüze kadar say,
ister geri sekizer sekizer say,
ister yirmi ile elli beşi çarp…
Hiçbiri işe yaramaz.
Çünkü öfke anında mantık değil, refleks devrededir.

Asıl iş, sakinken yapılır.

Sakin zamanlarda kendimize şunu sormalıyız:
Ben en çok neye öfkeleniyorum?
Hayatımda tekrar tekrar beni öfkelendiren şey ne?
Bu öfkenin altında hangi duygu yatıyor?

Sonra da şuna bakmalıyız:
Öfkelendiğimde bunun yerine hangi düşünceyi koyabilirim?
Hangi tepkiyi vermeyi öğrenebilirim?

Ama tekrar edelim:
Bunların hiçbiri öfkeliyken olmaz.

Öfke yönetimi bir kastır.
Nasıl spor yaparak kas geliştiriyorsak,
öfkeyi yönetmek de pratik ister.

Sakin zamanlarda çalışmadan,
öfke anında sağduyulu olmayı beklemek gerçekçi değildir.

Çünkü biz aslında öfkeyi kontrol etmeyi değil,
öfkeyi anlamayı ve dönüştürmeyi öğrenmek zorundayız.

Belki de artık birbirimize şunu sormalıyız:
Ben kime gerçekten kızgınım?
Şu an bağırdığım kişiye mi,
yoksa hayatın bana hissettirdiklerine mi?

Biraz daha yavaşlasak…
Biraz daha kendimizi dinlesek…
Biraz daha “haklı mıyım?” yerine “neyim eksik?” desek…

Öfke belki de kendiliğinden sesini kısar.

Çünkü öfke çoğu zaman sevgiye, güvene ve umuda açtır.
Ve belki de bu ülkenin şu an en çok ihtiyacı olan şey tam olarak budur.

7 Yorum

  1. Kaleminize, yüreğinize sağlık…

    Öfkenin aslında sevgiye ve güvene olan açlığını bu kadar berrak bir şekilde anlatmanız çok kıymetli. Bizlere sunduğunuz bu enerji metaforu, sadece toplumsal değil, bireysel yolculuğumuzda da harika bir pusula niteliğinde.

    Kendi iç sesimizi duymaya çalışırken, sizin bu sağduyulu ve dönüştürücü bakış açınızın yanımızda olması büyük bir şans. Kelimelerinizdeki o şifa veren ‘sakinlik’ her zamanki gibi kalbinizin en güzel yansıması…

  2. Öfke hakkında tüm gerçekler ortaya konulmuş. Aynı zamanda da çözüm önerileri de sunulması yazıyı başucunda her gün okunmasını gerekli kılmaktadır.
    Tebrikler. Yazıların devamını ve yeni konuları sabırsızlıkla beklemekteyim.

  3. Huzurun ve sevginin olduğu yerde öfkede fazla barinamaz en başta ülkem için bunu diliyorum🙏🙏

  4. Kaleminize sağlık Elif hanım bir sonraki yazınızı heyecanla bekliyorum. Çok şey kattınız bana.. teşekkür ederim