Cuma, 30 Ekim 2026 30.10.2026
14°C
USD 49,65
EUR 55,60
Altın 6.385
Benzin 76,70
Dizel 97,10

Bazen düşünüyorum…

Fazla İyi Olmak Gerçekten Bir Kusur mu?

Fazla İyi Olmak Gerçekten Bir Kusur mu?



İyilik neden bir insana “fazla” gelir?
Bir insan neden “çok iyisin” dediğinde bunu övgü gibi söyleyip, davranışlarında cezaya dönüştürür?
Yıllarca “fazla iyisin” cümlesini duydum.
Başta bunun bir iltifat olduğunu sandım.
Sonra sorgulamaya başladım:
İnsan, kendi doğallığını neden savunmak zorunda kalır?
İyilik neden bir savunmaya dönüşür?
Kendimi geri plana attığım her an, birileri öne çıkmakta hiç tereddüt etmedi.
Ben sustukça başkalarının sesi yükseldi; ben sınır koymadıkça başkalarının çizdiği sınırların içinde hapsoldum.
Bu bana şu soruyu sordurttu:
İyilik gerçekten karşılıksız bir erdem mi, yoksa iyi insanların üzerine yüklenen görünmez bir görev mi?
Affettim, yine incindim.
Sustum, yine kırıldım.
Katlandım, yine değer görmedim.
Ve bir noktada kendi kendime sordum:
Merhamet gerçekten sonsuz mu olmalı?
Yoksa sonsuz merhamet, insanı kendine karşı acımasız mı yapar?
Ne yaptıysam gönlümle yaptım, karşılık beklemedim.
Hesap tutmadım, adalet aramadım.
Ama yine de içimde şu cümle hep yankılandı:
“İyi olmak kusur değilse, neden insanlar iyiliği suistimal edebilecek kadar rahat?”
Artık daha net görüyorum:
İyilik kusur değildir; fakat kendini unutarak iyi olmak, insanın kendine ihanetidir.
Peki ben bu ihaneti neden yıllarca kendime reva gördüm?
Çünkü iyi olmanın doğuştan bir değer olduğuna inandım.
Çünkü Allah rızası için yapılanın karşılıklısız kalmasının doğal olduğunu sandım.
Çünkü iyiliğin en büyük sınavının “karşılık beklememek” olduğunu düşündüm.
Bugün daha farklı sorular soruyorum kendime:
— İyi olmak mı zor, yoksa iyiliği korumak mı?
— İnsanları hayatında tutmak mı iyilik, yoksa artık bırakmak mı?
— Sessiz kalmak erdem mi, yoksa kendine haksızlık mı?
— Ve en önemlisi:
Fazla iyi olmak gerçekten bir kusur mu, yoksa toplumun kıymet bilmeyen yanının bize yüklediği bir etiket mi?
Hayatımdan kimseyi kırmadan çıkarmaya çalışıyorum artık.
Kalbime uymayanı, yoluma iyi gelmeyeni kendi yerine bırakıyorum.
Ve bu kez soruyu şöyle soruyorum:
Gitmesi gerekeni tutmak mı iyilikti,
yoksa onun gitmesine izin vermek mi?
Uzun yıllar sonra bugün kabul ediyorum:
“Fazla iyi olmak” belki kusur değildi…
Ama yeniden sorguladığımda fark ettim ki,
benim ruhumun en temiz, en savunmasız ve en öğreten yeriydi.

2 Yorum

  1. Merhaba, toplum kurallarıyla olmalı olmamalı dediğimiz herşey bir yargıdır. Kendimize karşı yargıyı bırakıp içimizden geldiği gibi davrandığımızda hakikatten davranmış oluruz.
    Çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Sevgiler.

  2. Merhamet var olduğu sürece iyilik her daim yanımızda kalbimizde olacak iyilik de insanlık da Allah’ın bize verdiği merhamet duygusundan gelir ve biz inşallah merhamet duygusu olan insanlara denk geliriz bı iznillah emeğinize yüreğinize sağlık