Kocaeli’nin en güçlü haber siteleri arasında yer alan 40haber.com’da, bundan sonra köşe yazılarımla sizlerle birlikte olacağım. Uzun yıllar amatör spora hizmet etmiş bir antrenör olarak edindiğim tecrübeleri; sporun çocuklar üzerindeki eğitici ve geliştirici yönünü, ailelere ve genç sporculara ışık tutacak başlıklar altında bu köşede paylaşacağım. Sporun yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda karakter inşa eden yönünü de birlikte konuşacağız. Bu vesileyle 40haber ailesine merhaba diyor, tüm okurları saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Tekvando (Taekwondo), çoğu zaman yalnızca tekme ve yumruklardan ibaret bir spor dalı olarak görülür. Oysa Tekvando; disiplini, saygıyı, sabrı ve kendini kontrol etmeyi öğreten köklü bir yaşam felsefesidir. Yaklaşık 13 asır önce Kore Yarımadası’nda doğan bu savunma sanatı, Kogoryo Hanedanlığı’na ait mezar duvarlarındaki figürlerle tarih sahnesine çıkmış; o günden bugüne hem bedenleri hem de karakterleri şekillendirmiştir.
Tekvando, ilk dönemlerinde vahşi hayvanlara ve saldırganlara karşı bir savunma yöntemi olarak kullanılmıştır. Zamanla yalnızca savaşçıların değil, kendini geliştirmek isteyen herkesin yolu olmuştur. Güç ve çeviklik kazandırmasının yanı sıra zihni koruyan ve geliştiren yönüyle, tekvando insanı bir bütün olarak ele alan nadir spor dallarından biridir.
Türkiye’de tekvandonun temelleri 1960’lı yıllarda atıldı. 1976 yılında Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda elde edilen başarılar, bu branşta ne kadar iddialı olunacağının erken bir göstergesi oldu. 1981 yılında Türkiye Tekvando Federasyonu’nun kurulmasıyla birlikte tekvando, ülkemizde daha sistemli ve güçlü bir yapıya kavuştu.
Bugün Türkiye, dünya tekvandosunda söz sahibi ülkeler arasında yer alıyor. Uluslararası arenada kazanılan madalyalar, kürsüye çıkan sporcularımız ve özellikle kadın sporcuların elde ettiği tarihi başarılar, doğru altyapı ve disiplinli çalışmanın sonucudur. Ancak bana göre en büyük başarı; tatamilerden yetişen, hayata karşı güçlü, saygılı ve özgüvenli bireylerdir.
Bir antrenör olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Tekvando, çocuklara sadece spor yapmayı öğretmez. Düşmeyi ve yeniden kalkmayı, kaybettiğinde saygıyı, kazandığında tevazuyu öğretir. En önemlisi de insanın önce kendisiyle mücadele etmesi gerektiğini hatırlatır.
Bu köşede zaman zaman madalyaları, şampiyonaları ve başarı hikâyelerini yazacağım. Ama daha çok; tekvandonun çocukların hayatına, ailelere ve topluma kattığı değeri anlatmak istiyorum. Çünkü tekvando, sadece bir spor değil; doğru bir duruşun, sağlam bir karakterin ve disiplinli bir hayatın adıdır.

Kızımın değerli öğretmeni, siz bizim için yalnızca bir antrenör değil; çocuklarımıza sporun yanında disiplin, saygı, özgüven ve ahlakı da öğreten gerçek bir eğitimcisiniz. İşinizi büyük bir özveriyle, sevgi ve sabırla yapıyor; her çocuğa ayrı ayrı dokunarak onların hem fiziksel hem de karakter gelişimine katkı sağlıyorsunuz. Emekleriniz ve çocuklarımızın hayatına kattığınız tüm güzellikler için minnettarız.
Hem down sendromlu kızım hem de oğlum bir yıldır gidiyor Ayşegül tekvando okuluna. Hareketleri öğrenerek bilişsel gelişimlerine denge ve kilo kontrollerine ve daha birçok sosyal açıdan gelisimlerine faydası oldu. İkisi de severek gidiyor ve oğlumun bu alana ilgisi olduğunu da vesilesi ile fark ettik. Her erkek çocuğunun ve hatta kız çocuklarının da savunma sporlarıni belli bir düzeye kadar öğrenmesi gerektiğine inanıyorum.