İstanbul’da sadece bir futbol müsabakası izlemedik; bir şehrin inancının, disiplininin ve “biz bitti demeden bitmez” deyişinin sahaya yansımasına şahit olduk. Trendyol Süper Lig’in dev bütçeli, yıldızlar topluluğu Galatasaray’ı kendi evinde, o meşhur atmosferinde durdurmak her baba yiğidin harcı değildir. Ama söz konusu Kocaelispor ise, o formanın ağırlığı her zaman rakiplerine o soğuk terleri döktürür.
Maç öncesi yapılan yorumları hepimiz okuduk, izledik. “Galatasaray kaç atar?”, “Aslan idman yapar” diyenlerin yanıldığı o nokta tam olarak şurası: Bu takımın genlerinde pes etmek yok. Selçuk hocanın hafta boyu dersine ne kadar iyi çalıştığı, takımın taktiksel sadakatinden belliydi. İlk yarıda Leroy Sane’nin golüyle geriye düşmemize rağmen, sahada dağılmayan, yardımlaşmayı kesmeyen ve o meşhur Körfez inadını elden bırakmayan bir oyuncu grubu vardı.
İkinci yarıda yapılan hamleler ise adeta ders niteliğindeydi. Tribünlerin baskısı artarken, sahada soğukkanlı kalan bizim çocuklardı. Bruno Petkovic’in o usta işi golü filelerle buluştuğunda, Rams Park’taki o derin sessizliğin içinde Kocaeli’den giden taraftarımızın sesi yankılandı. İşte o an, bu puanın sadece tesadüf olmadığını, emeğin ve alın terinin karşılığı olduğunu herkes anladı.
Kocaelispor, bu sezon devlere karşı sergilediği bu dik duruşla sadece puan tablosunda kendine yer bulmuyor; aynı zamanda Anadolu’nun futbol ruhunu yeniden canlandırıyor. Şampiyonluk yarışının en kritik virajında liderden alınan bu 1 puan, aslında 1 puandan çok daha fazlasıdır. Bu, “Biz buradayız ve kolay lokma değiliz” mesajıdır.
Şimdi bu moralle önümüzdeki haftalara bakma vakti. Bu disiplini, bu hırsı elden bırakmazsak bu şehrin çocukları daha çok destan yazar. Tebrikler Kocaelispor, tebrikler bu şehre bu gururu yaşatan koca yürekli adamlar! Yolun sonu aydınlık olsun.
