Günahıyla sevabıyla koca bir sezonu daha hayırlısıyla geride bıraktık. Bizim adımıza ligi erken koparmak ve son haftaların o yıpratıcı stresini yaşamamak ne kadar büyük bir teselli olsa da, ne yazık ki kardeş takımımızın küme düşmesiyle derin bir üzüntü yaşadık. Bu konudaki kırgınlığımız ve acımız gerçekten çok büyük. Ancak bizi asıl yaralayan ve düşündüren nokta, asırlık çınarların bu tür hesapların ve saha dışı senaryoların içine bu kadar kolay dahil olabilmesiydi. Be hey asırlık kulüpler; sizin büyüklüğünüze, şanlı tarihinize yakışır mı bu? Kimin düşüp kimin kalacağıyla uğraşmak, o köklü armalara hiç yakışmadı. Bu süreçte Fenerbahçe’nin hakkını çok fazla yemek istemem ama özellikle Trabzonspor’un sergilediği tutum ve duruş gerçektende hiç yakışık almadı.
Bizim açımızdan bakacak olursak, daha önce de defalarca dile getirdiğim gibi adeta mucizevi bir lig maratonunu geride bıraktık. Selçuk hoca ve ekibi, Süper Lig’in o amansız son hafta karmaşasını ve küme düşme korkusunu bizlere hissettirmeden gemiyi limana yanaştırmayı başardı. Fakat önümüzde çok daha çetin bir süreç var ve bizi bekleyen yeni sezon çok daha zor geçecek. Süper Lig, gerçektende şakaya gelmeyecek kadar acımasız bir arena. Nitekim bu yıl küme düşen takımlar bile son haftaya kadar direndi, şampiyonluk yarışı ise ancak son iki haftada netleşebildi.
Mevcut tabloda eksikliklerimiz oldukça fazla ve göz ardı edilemeyecek kadar net. Eğer ki önümüzdeki günlerde göreve gelecek yeni yönetim de geçtiğimiz yılla aynı transfer ve yönetim mantalitesini sürdürmeyi düşünüyorsa, şimdiden vay halimize! Öyle bir senaryoda bu ligden paraşütsüz düşeceğimiz gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırız.
Tam da bu noktada tribünün güçlü sesi Hodri Meydan’a her zamankinden çok daha büyük bir sorumluluk düşüyor. Gerçi bu yıl zaten üzerlerine düşen tüm tribün görevlerini fazlasıyla yerine getirdiler, iç sahada ve deplasmanda adeta itici güç oldular ve sergiledikleri duruşla tüm Türkiye’nin hayranlığını kazandılar. Ancak yeni sezonda da bu dinamizmi korumak ve camiayı diri tutmak zorundayız.
Şimdi hep birlikte bekleyip göreceğiz. Nasıl bir yönetim anlayışı benimsenecek, nasıl bir kadro mühendisliği oluşturulacak ve geleceğe dair ne gibi adımlar atılacak; hepsini zaman gösterecek. Bildiğimiz tek bir şey var ki, o da işi şimdiden çok sıkı tutmamız gerektiğidir.
Bu vesileyle kardeş takımımız Antalyaspor’umuza tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. İnşallah en kısa sürede hak ettikleri yere, yeniden Süper Lig’e döneceklerdir.
Kalın sağlıcakla…
