Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur derler ya; işte bugünkü sonuç, tam da o malum süreci özetledi. Kendi adıma konuşmam gerekirse, haftalardır bu takımda anormal bir düşüş olduğunu, hatta “korkulu rüyalar görebileceğimizi” defalarca kaleme aldım. Bu uyarıları ligin ilk yarısı biterken, o kritik eşikteyken yapmıştım. Özellikle kadro derinliğinin yetersiz olduğunu, olası bir sakatlık veya ceza durumunda Selçuk Hoca’nın kadro kurmakta ciddi zorluklar yaşayacağını hep yazdık, çizdik.
Peki, ne değişti? Biz yazdık, biz okuduk. Yönetim ise kendi bildiğini okuyarak transfer yapmamayı tercih etti. “Bilerek” diyorum; çünkü ihtiyaç ortadayken hamle yapılmaması başka türlü açıklanamaz. Onlar sandılar ki takım, ilk yarıdaki o reaksiyonu her şartta sürdürecek. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Evet, ligin başında da mağlubiyetler alıyorduk ancak o zaman umut veren bir futbol vardı sahada. Şimdiyse ne futbol umut veriyor ne de galibiyet geliyor. Takım, ne yazık ki mağlubiyete alışır hale geldi. Nerede o isyan eden, sahada direnen Kocaelispor? Yok.
Elbette bu tabloda Selçuk Hoca’nın da eksikleri yadsınamaz. Mesela sormak lazım; elinde sol bekin varken neden iki haftadır takımı sol beksiz sahaya sürüyorsun? Rivas bu ligin oyuncusu değil, zorlamanın manası yok. Oynatma, gerekirse Furkan’ı oynat ya da genç bir kardeşimizi kazan. Selçuk Hocam, hataların var ama bu tablonun asıl mimarı kuşkusuz yönetimdir.
Yönetime dair söyleyecek söz tükendi. Tek temennim; Mayıs veya Haziran’da yapılacak kongrede mevcut yönetimden kimsenin yeni listede yer almamasıdır. Zira bu kadar kötü bir yönetim anlayışına daha önce şahitlik etmedik. Artık bırakın, Kocaelispor’un önünü açın. Zorlamayın ki durum daha da içinden çıkılmaz bir hal almasın.
Kalın sağlıcakla…
